24° Açık
Gündem - 14/07/2020 15:13 A A

FETÖ’YÜ UZAKLARDA ARAMAK…

12 Eylül 1980 ihtilalinde darbenin ne olduğunu bilemeyecek kadar çocuktum..
Sokak başlarını askerler tutmuş, korku dolu bir sessizlik sinmişti insanların üzerine..
Bütün evler aranıyor, insanlar tedirgin ve kaygı içerisinde, başlarının belaya girmemesi için, sıkıyönetim kurallarına uymaya özen gösteriyorlardı…

Henüz 6 yaşında bir çocuk için, bir türlü anlamlandıramadığım, ilginç sayılabilecek olaylar yaşıyordum..
Çok sonraları öğrenecektim; millet iradesine ket vurulduğunu ve sözde asayiş sağlamak maksadı ile binlerce insanın katledildiğini, acımasız işkencelerden geçirildiğini…
28 Şubat Post-modern darbesinde kanı deli bir gençlik coşkusuyla meydanlarda dolaştığımı, her an tutuklanabilecek bir “öteki” olduğumu, onurlu bir yaşam arzusunun insana hemen her zaman büyük bedeller ödeteceğini fark ettiğimi anımsarım..

Saçma sapan nedenlerle işlerine son verilen, okullardan atılan, gece yarılarında evleri basılan, kutsalları çiğnenen yalın ayaklılardık… Ve tüm bunlar yapılırken, buyurgan bir ses; modern olmaktan, çağdaşlıktan bahsedip duruyordu…

Etrafımdaki bir çok insan hiç sebepsiz bir çok mağduriyet yaşarken, ihtilali yapanlar sırça köşklerinde; “28 Şubat bin yıl sürecek..” öngörüsü ile viskilerini yudumluyordu…
Şükürler olsun ki; bir yıl bile sürmeden, saltanatları başlarına yıkıldı darbecilerin.. Yaptıkları ahlaksızlıkların, yüzlerine vuran karanlık ve kirin, bin yıldan fazla sürecek oluşu tartışmasız bir gerçek…

15 Temmuz akşamı, paralel yapının kalkışmasını ilk duyduğumda, yaşadığım şaşkınlığı ifade edebilecek bir cümleyi o günden bu güne henüz kurabilmiş değilim…

Sözüm ona karıncayı incitmeyen, hizmet fedaileri, tankları, savaş uçaklarıyla, zırhlı araçları ve kan kusan silahları ile caddeleri kuşatıyor, ölüm yağdırıyordu ülkemin üzerine…
O dehşetli gecede, “Evde kalın!.. Ahmaklık yapıp sokaklara çıkmayın!..” telkinlerini bir yana bırakıp, iki rekat namaz kılarak, şehrin meydanlarına doğru atarken kendimi, tutuklanmak, işkence görmek, öldürülmek de dahil her şey geçmişti aklımdan…
Sonraları hep aynı soru ile karşılaşacaktık.. “Korkmadınız mı?..”

Öylesine çok korkmuştuk ki, yaşadığımız bu korku, bizi evimizde kalmaya değil sokaklara çıkmaya mecbur bırakmıştı…
Dönüp geriye baktığımda FETÖ’ye karşı verilen mücadelede ciddi kazanımlar elde edildiğini görüyorum..

Nasıl bir omurgasız yapılanmadır ki 4 koca yıl geçti aradan hala yeni hücreler tespit edilip, dağıtılmaya, ortadan kaldırılmaya çalışılıyor… Öyle sanırım 40 yıl geçse de aradan, değişen bir şey olmayacak…

Şimdilerde köşe başını tutanlar, bal tutan parmak yalayıcıları, kripto teröristler, hep bir ağızdan salvo küfürler savuruyor darbecilere…
Fetullahçı terör örgütüne karşı açılan bu amansız savaş, örgütün, hiç değilse bu ülkede, kökünü kazımaya muvaffak olabilecektir belki ama FETÖ’cülüğe karşı “Topyekûn bir savaş” verilmedikçe bir adım mesafe alacağımızı düşünmüyorum…

FETÖ’yü Pensilvanyada değil, nefsimizde, çıkarlarımızın çatıştığı yerlerde, kemikleşmiş söylemlerimizde, ezber yaşayışlarımızda, sarayları kıskandıran rezidanslarımızda, aramaya ne zaman başlayacağız…

FETÖ’ye karşı geliştirilen mücadeleyi küçümsemenin, sulandırmanın, terör örgütüne can suyu taşıyan çok büyük bir ahlaksızlık olduğunu hiçbir zaman aklımdan çıkarmadan, yeniden ve ısrarla soruyorum kendime…
3-5 tane gözü gönlü kör edilmiş, Allah ile aldatılmış, mankurtlaştırılmış, zavallı insanı işten çıkarıp, hapse tıkmakla neyi halletmiş olacağız…

Korkarım, sadece yüreğimiz soğuyacak…
Oysa ne acı…

“Yüreği soğuyanın savaşı biter…”

Bizim savaşımız omuzları apoletli darbeci generallere yahut ince bıyıklı, hizmet gönüllüsü, FETÖ’cü teröristlere değil…
Bizim savaşımız Hak ile Batıl savaşı..
Bizim mücadelemiz yeryüzünde iyiliği yayıp, kötülüğe engel olma mücadelesi..
Bizim ilkemiz; dili, dini, ırkı, kültürü, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun insan onurunu ayakta tutabilme ve kaliteli, donanımlı, değer üreten bireyler olabilme çabasıdır…

Biz kötüye değil kötülüğe savaş açanlarız…
FETÖ’ye değil FETÖ’cülüğe isyan eden, darbecilerle değil sadece, darbeci zihniyetlerle hesaplaşmak isteyen insanlarız…
Ne ülkemizde ne de dünyada terör bitmeyecek.. Bir teröristi etkisiz hale getirmeden bir başkası daha korkunç cinayetlerle karşımıza çıkacak…
FETÖ’de öyle…

Mücadelemiz FETÖ ile değil de FETÖ’cülükle olmaya başlarsa şayet; bizi öldürmeye gelen bizde dirilecek ve nihai başarıyı, gerçek zaferi işte o zaman kazanacağız…

15 Temmuz 2016 hain darbe teşebbüsünü etkisiz hale getiren 251 şehidimize Rabbimden Rahmet, gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunuyorum…

Rabbim bizi; türlü soytarılıklarla kandırıp, benliğimizi ele geçirmek isteyenlerden muhafaza buyursun…

Ahmet DUMAN

Gündem - 15:13 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.