Her bayram sabahı içimizde uyanması gereken o saf sevinç, ne yazık ki uzun zamandır yerini derin bir mahcubiyete ve sızıya bırakıyor. Dilimizde "Bayramınız mübarek olsun" temennileri dolaşırken, kalbimiz hem sınırların ötesindeki mazlumların yanında atıyor hem de vatanı için canını ortaya koyan kahramanlarımızın evlerinde yankılanan o vakur sessizlikte düğümleniyor.
Çünkü biliyoruz ki bir yerlerde ocaklara ateş düşmüş, çocuklar öksüz ve yetim kalmışsa, orada bayram sadece takvimdeki bir yapraktan ibarettir.
Sınırların Ötesinde Dinmeyen Sızı: Gazze ve Arakan
Bugün Gazze’ye bakıyoruz; sokaklarında neşeyle koşması gereken çocukların payına bombalar, açlık ve kimsesizlik düşmüş. Anneler evlatlarına, evlatlar anne babalarına hasret. Arakan’dan Doğu Türkistan’a kadar İslam coğrafyasının haritası adeta kan ve gözyaşıyla çiziliyor. Bir çocuğun gözündeki bayram pırıltısının yerini korku ve çaresizlik aldığında, tüm insanlığın üzerine ağır bir karanlık çöküyor.
En Büyük Minnetimiz: Şehitlerimizin Emaneti ve Gazilerimiz
Uzaklardaki bu acıyı derinden hissederken, kendi topraklarımızda ödediğimiz bedelleri ve en büyük vefa borcumuzu da unutmuyoruz. Bu vatanı bize mukaddes bir emanet olarak bırakan, bayramları huzur içinde geçirmemiz için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve göğsünü siper eden kahraman gazilerimizi rahmet ve şükranla anıyoruz.
Bugün bayram; ama şehitliklerde evladının mezar taşına sarılan anaların, babasız uyanan yetimlerin, esirgenen o sıcacık sarılmaların burukluğu var evlerde. Onların sarsılmaz duruşu ve fedakarlığı olmasaydı, bugün hiçbirimiz bu topraklarda güvenle bayramlaşamazdık. Gazilerimizin gururla taşıdığı her bir yara izi, bu vatanın asil mührüdür ve onlara olan minnetimiz bakidir.
"Bir yerlerde çocuklar ağlar, şehit çocukları bayramı babasız karşılar ve mazlumlar zulüm altında inlerken hiçbir şey yokmuş gibi davranmak, insanlığın vicdan terazisini bozar."
Bayramlar dayanışmadır, kardeşliktir, paylaşmaktır. Ancak bugün paylaşmamız gereken en büyük değer, bu şuuru ve vefayı yüreğimizde diri tutmaktır. Eğer bugün sıcak yuvalarımızda sevdiklerimizle bir aradayken mazlumun halini düşünüyor, şehidimizin emanetini omuzlarımızda hissediyorsak, insanlığımızı ve aidiyetimizi koruyoruz demektir.
Bu bayramı buruk yaşıyoruz, evet. Ama bu burukluk bizi umutsuzluğa değil; şehitlerimizin emanetine layıkıyla sahip çıkmaya, gazilerimizi baş tacı etmeye ve dünyadaki tüm mazlumların sesi olmak için daha çok kenetlenmeye itmeli.
Vatan uğruna can veren tüm şühedayı rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum. Dilerim ki bu buruk bayram, kalplerimizin merhametle birleştiği o büyük güne vesile olur. Bir daha hiçbir çocuğun boynunun bükülmediği, annelerin evlat acısıyla kavrulmadığı ve her mahzun yüzün nihayet içten bir tebessümle aydınlandığı o sıcacık, sarmalayıcı bayram sabahlarına hep birlikte uyanabilmek duasıyla...






