Advert
Advert

CİĞERCİ SEZAİ USTA!

Bu başlığı attığım için kendilerinden özür dilerim ama başlık için yazı belki okunur, çünkü biz kaybolmuş yabancılaşmış, kendi değerlerine hakettiği değeri samimiyetle veremeyen bir topluluk olduk.Malatya'yı Dünya ya tanıtan bir enstitüyü yeteri kadar tanitamadik.

Yayınlanma Tarihi : Google News
CİĞERCİ SEZAİ USTA!
Reklam

Reklam

Sezai Hoca Diyarbakır gezisinde bir ciğercide yemek yerler ,o sırada işletme sahibi Ciğerci Muharrem Usta gelir.Sizde ciğerci imişsiniz der ve iki ciğerci tabela önünde foto çektirir.Bu hoş muhabbeti fotoğraflı anlatınca hepimiz çok keyif aldık.

Bazı insanlar bina yapar, bazıları yol yapar, bazıları da insanı yeniden hayata bağlar...

İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü'nün 25. yıl programında otururken rakamlar konuşuluyordu; 4400 karaciğer nakli...

Aslında söylenen bir sayı değildi. 4400 annenin duasıydı. 4400 evin yeniden ışık yanmasıydı. 4400 çocuğun babasına, annenin evladına, eşin eşine yeniden kavuşmasıydı.

Sezai Yılmaz Hocamızı dinlerken en çok başarısı değil, tevazusu etkiledi beni. Bugün birçok insan küçük bir işin gölgesinde büyümeye çalışırken, o dünya çapındaki bir başarının altında küçülmeyi tercih ediyordu. Başarıyı kendine değil ekibine veriyordu. Ekibi anlatırken de sadece doktorları, hemşireleri değil; Malatya'yı, devleti, aldığı eğitimi, kendisine emek veren herkesi anıyordu.

Vefa böyle bir şeydi. İnsan yükseldikçe köklerini unutmuyorsa, işte orada gerçek büyüklük başlıyordu.

Bir ara düşündüm... Liderlik makam değilmiş. Liderlik, başarı geldiğinde "ben" dememekmiş. Sezai Yılmaz Hocamız tam da bunu gösteriyordu.

Sonra sahneye Yemen 'den tedavi olmak için gelen eski bakanlardan bürokrat bir hasta çıktı.İngiltere'de hastalığı için hastane ararken bir Doktor ona Malatya gitmelisin demiş.Sezai Hoca ve ekibini anlatirken gözlerini Sezai Hoca Ve Adil Hoca'dan alamıyordu.Yeniden doğuşunu ve hastane ekibinin ilgi alakasını gururla anlatıyordu.Ve bu sözleri salonda yankılandı:

"Ben Yemen'de doğdum ama 2022 yılında Malatya'da yeniden doğdum."

Ve ardından ekledi:

"Ben Malatyalıyım."

İşte o an boğazım düğümlendi.

Doğduğu toprağı bırakıp, kendisine hayat veren şehri vatan bilen bir insanın dilinden dökülen bu sözler; milliyetçiliğin, vatan sevgisinin, kardeşliğin ve insanlığa hizmet etmenin en güzel tarifiydi.

Bir yabancı profesör de merak edip bu enstitüde çalışmaya başlamış. Diyor ki:

"Malatya'yı haritada bulmakta zorlandım."

Ama bugün düşünüyorum da... Dünya haritasında Malatya'nın yerini gösteren ne kayısıymış ne başka bir şey...

Meğer Malatya'nın yerini dünyaya gösteren; ameliyathanelerde sabahlayan doktorlarmış, bir umut için nöbet tutan sağlık çalışanlarıymış, ölümün kıyısından insan çekip alan o adsız kahramanlarmış.

Biz çoğu zaman yanı başımızdaki değerin farkına varmıyoruz. Dünya gelip hayran kalıyor, biz alışkanlıktan görmüyoruz.

4400 nakil... 4400 hayat... 4400 dua...

Bazı rakamlar matematik değildir.

Bazı rakamlar bir ömrün, bir annenin gözyaşının, bir evladın sarılışının ve Allah'ın kullarına vesile kıldığı şifanın adıdır.

Ve bugün bir kez daha anladım ki;

Malatya'yı dünyaya tanıtan sadece kayısısı değil... Ölüme karşı umudu ayakta tutan, insana ikinci bir hayat veren o büyük yürekli insanlar da var.

Allah emek veren herkesten razı olsun.Cemil Çelik,Ahmet Kızılay, Cevdet Yılmaz Bey'lerin emekleri destekleri çok fazla imiş isimlerini özellikle anmak gerekiyor.Ahmet Kızılay Hoca bu başarının tarifi olmayan başarılardan olduğunu ve başarının tanımına uymayan tanımlanamayan başarı olarak arkadaşları ile istişare ettiğini gülümseterek anlatsa da başarının sebebi duygusal zekası yüksek insanların bir arada destan yazmasıydı.

Bazen bir şehri meşhur eden ürünleri değil, insanlığa hizmet eden evlatlarıdır.

begendim
1
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim
Reklam