Advert
Advert

Depremin Gizli Enkazı: Binalar Yükselirken Ruhumuzu Onarmak

Depremin üzerinden tam 39 ay geçti. Neredeyse üç buçuk yıla yaklaşan bu sürede, fiziki olarak neyi kaybettiğimizi ve neyi yeniden inşa ettiğimizi çıplak gözle görebiliyoruz. Ancak içimizde bir yerlerde, asıl enkazın altında kalan ve kelimelere dökmekte hâlâ zorlandığımız o büyük boşluğu, o derin travmayı anlamlandırmaya çalışıyoruz.

Yayınlanma Tarihi : Google News
Depremin Gizli Enkazı: Binalar Yükselirken Ruhumuzu Onarmak
Reklam

Reklam

 

Kolay değildi... Güvenli diye dünya kadar borca girip, binbir emekle aldığımız o "lüks" evlerin aslında bize nasıl birer mezar olabileceğini gördük. Güven algımız, beton bloklarla birlikte yerle yeksan oldu. Bugün bile ardı arkası kesilmeyen artçı sarsıntılar, her saniyede o korku ve endişe nöbetlerini yeniden tetikliyor. Deprem sonrası psikolojimizi tarif edecek, literatüre geçecek onlarca travmatik terim var belki ama bunu yaşayanın yüreğindeki karşılığı tek: Bitmeyen bir teyakkuz hali.

 

 

 Devletin Gücü ve Sahadaki Şefkat Eli

Asrın felaketi karşısında devletimizin büyüklüğünü ve gücünü depremin ilk anından itibaren bizzat sahada gördük. 11 ili kapsayan, Avrupa’nın birçok ülkesinden daha büyük bir coğrafyaya yayılan bu yıkımın ardından geçen 3 yılda, kalıcı konutlar, iş yerleri, çarşılar eskisinden çok daha güvenli ve depreme dayanıklı şekilde yükseldi. Devletimiz tüm imkanlarıyla deprem bölgesindeydi.

Biz bu varlığı, bu gücü ve devlet aklını en çok da mülki idare amirlerimizle, valilerimizle, kaymakamlarımızla hissettik. Aylarca ailesinin yüzünü görmeden, deprem bölgesinden bir an bile ayrılmayan mülki amirler, devletin şefkat elini vatandaşa uzatan en önemli köprü oldular.

Tam da kalıcı binalar yükselirken ve konteyner kentlerdeki yaşam uzayıp psikolojik kırılmalar artmaya başladığında, Malatya’mızda çok özel bir devlet adamı profilini, Valimiz Sayın Seddar Yavuz’u gördük. Sayın Valimiz, makamında devletin ciddiyetini ve gücünü temsil ederken, sahada tam bir "Malatya’nın Ağabeyi" oldu. Bir gün bir şehit ailesinin kapısında, diğer gün bir gazimizin ya da yaşlı bir büyüğümüzün yanı başında belirdi; öğrencilerinin "Vali Amcası" oldu.

Konteyner kentlerden kalıcı konutlara geçiş sürecinde yaşanan bilgi kirliliğini ve dezenformasyonu, "Biz evlerini verdik ve tahliye edeceğiz, bu bir mağduriyet değil" diyerek o kadar net, sade ve kararlı bir dille kamuoyuna aktardı ki... Anlık her olayda ilk ağızdan doğru bilgilendirmeyi yaparak, kafa karışıklığı yaratmak ve süreci baltalamak isteyen art niyetli çevrelere fırsat vermedi. Bu kararlı duruş, şehrin hayatın normal akışına dönmesini şüphesiz çok hızlandırdı.

 

Psiko-Sosyal Destek Şart

Depremin sıcak günlerinde sahada çok kıymetli bir güç daha vardı: Psiko-sosyal destek ekipleri. Çadır kentlerde, konteyner kentlerde sokak sokak geziyorlardı. Hatta sanayimizin öncü kuruluşlarından MİMSAN gibi firmalarımız, kendi personeli ve aileleri için İkinci Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrika alanında konteyner kent kurduğunda, sadece barınmayı değil çocukların eğitimini ve ruh sağlığını da düşünerek Valilikten psiko-sosyal destek ekibi talep etmişti. Devletimiz o gün de bu talepleri hızla karşılamıştı.

Ancak bugün geldiğimiz noktada acı bir gerçekle karşı karşıyayız. Fiziki binaları yapmak, altyapıyı onarmak yetmiyor. Bugün sahada karşılaştığımız sorunların büyük bir kısmı artık psikolojik tabanlı. Üzülerek şahit oluyoruz ki, şehrimizde intihar vakalarında endişe verici bir artış var. Neredeyse her yazımızda, her gün yeni bir canımızın hayattan vazgeçtiğini duymak içimizi yakıyor.

Demek ki o ilk dönemde sahada gördüğümüz, yaralara merhem olan psiko-sosyal destek ekiplerine 

bugün, o günlerden çok daha fazla ihtiyacımız var.

Yıkılan şehirleri imar etmek devletimizin gücüyle mümkün oldu, binalarımız yükseliyor. Ancak o binaların içine girecek olan insanların ruh sağlığını koruyamaz, bu ağır travmanın yıkıcı etkilerini saha taramalarıyla, uzman destekleriyle rehabilite edemezsek, geleceğimizi eksik inşa etmiş oluruz.

Başta Malatya’mızın yeniden inşa şaasıni başarıyla yürüten Valimiz Sayın Seddar Yavuz olmak üzere, ilgili tüm kurumların bu "sessiz çığlığa" kulak vereceğine ve psiko-sosyal destek ekiplerini yeniden ve daha güçlü bir şekilde sahaya süreceğine inanıyorum. Güvenli evler yetmez; o evlerde huzurla yaşayacak sağlıklı nesillere ihtiyacımız var.

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim
Reklam