Guluncah'da Çarşamba bazarı tüm köylerin alışveriş günüydü, mevsimde tam bostan dikim zamanıydı, şiyle bir ufak leylon leânde altına ecik su goy solmuya 40 bağ tomatos sediri götür bazara sat dediler. Belleki heç tecrübem yohtu, götür divel alan alır…
Böön Malatya da bazardan aldığım tomatosu pıcakla keserken içindeki odun gibi yeşil damarla gözgöze gelende çocukluktaki o tomatos bu sefer ağzımdaki yarayı deâl yüreğimdeki yarayı acıttı.İyle biyle deal sâhı cilat gibi kıydı. Eski dadim yok artık yeninin tüm cazibesine rağmen geçmişin izinde dadında yohlugunda hep eksik yanimla oykelenip zamanın çığlığında tutsak ruhumun ağıdını yakıyorum. Tevafuk bu ya abimde canım anamın ata tohumundan ürettiği teze boğumlu tomatosu bir gatmer ile yerkenki fotosunu iletti.Notta yazmış ellâem BÜTÜN KEBABLARA ON ÇEKER yazmış ...El hasılı para ile alınamayacak heryerde bulunmayacak bazı tatlar bazı anlar vardır. Degerini kıymetini bilip baba ocahlarina hep hayrla varıp diz kırıp oturmah gerek. Bir tat bir lezzet deil konu seni sen yapan samimiyetin muhabbetin, seni sadece sen olduğun için seven ailenin eşin dostun güzelliğidir.Herseyin giderek yozlaştığı odun gibi tomatosların olduğu günümüzde kaybettiklerimize bir tat ile kavuşabilme hissidir. Keske tek odun tomatos olsa etten kemikten bizler fitrata karşı gelip meşe kütüğü olurken hangi hızara versek acep budaklardan kurtulmak için...
Koklamak istemedim kokusu beni çarpıyor. Çundugum çocukluğumu ve kaybettiğim yitirdiğim eski günleri hatırlatıp burnumun direğini yüreğimin telini sızlatır. Burnum belki ecik sona düzelirde yüreğimin sızısı belleki heç geçmez. Eseletten çarpmadı çok gerçekti vurdukça ses geldi. Yitirdiğimiz yanımız yere geldi de geri gelmedi yitiğimiz. Eksik kaldık tam olamadık, hep yarım kaldık...