Gittik hemi...
Her gidişte ayrı bir güçlük çeker özün bırakıp giderken ,ama bu gidiş başka,geride bıraktıkların ve de yaşadıkların, çocukluğun, sokağın, düştüğün taşın ,evin yuvan mahallen,ait olduğun her şey seni hep yılgın çubuğu gibi çırpar.Savurur küllerini geçmişin mermi gibi etini parçalar,toprağa koydukların hele seni ,sersem ayağın mayına bastığı gibi parçalar ufalar toz eder.Daralir yüreğin o güzel hayatın yerini kalbine saplanmış hançer acısi alır.Gidersin sözde ama giden bedendir giden tekerdir sen gidemezsin kalbindeki hançer ile nereye kadar gideceksin...Mıh gibi kalırsın aklın ile duygun ile ayakkabin gider sen gidemezsin fazla ayak diretme kalsin ruhun varsa bir atım çocukluğun...Yur paklar bir atımda olsa hele kirpiklerin bir damla yaş versin...Bir damla akıt çocukluğuna güvert filizlendir ,bak
yol uzun ömür kısa sen seni yaşat gittiğin her yerde...Bir yanımız yok artık, terki diyar eden dostlar, evsiz barksız kalan canlar, çaresiz, fikirsiz, ezik ve korkak düşünceler, Fuzûli gibi yaralı teze camii gibi kırık dökük, çarşı gibi göçük, Bostanbaşı gibi yaşayan ölüyüz… Biz bu şehri çok sevmişiz yoğun duygular yaşıyoruz, yıkılan yerleri gördükçe hep içerliyoruz öykeleniyoruz.Gittigimiz yerde de duramıyoruz ara ara kızıyoruz ama hep sevmekten...Bunca gâmı bunca derdi sevdamızdan çekiyoruz sabrediyoruz.Nâralar atmak istiyorum artık Mustafa dayı gibi çarşıda,rast gele kaldırımlara yoğun kalabalıkların arasında uzanmak istiyorum.Onun uzanacak kaldırımları bağırınca dönüp bakacak insanları, çayı çorbası cıgarası ona göre yaşayan bir MALATYASI vardı.Bir delinin hayatına çunarken fark ediyorum ki HEPİMİZ
MALATYA'NIN DELİSİYİZ...