Advert
Advert

İnsan neden kırılır?

Çünkü bazen ortada alacak verecek, hak hukuk meselesi yoktur; ama beklenti vardır, değer verme vardır, hatırlanmak isteme vardır. İnsan çoğu zaman yapılan şeyden değil, yapılmadığını düşündüğü şeyden kırılır.

Yayınlanma Tarihi : Google News
İnsan neden kırılır?
Reklam

Reklam

 

Geçtiğimiz günlerde Biz Malatyalıyız sayfasından Yusuf kardeşimle bir iş vesilesiyle görüşmüştük. Sonra bir sessizlik oldu. Ben de sebebini bilmeden gönül koydum, sitem ettim. Oysa sonradan öğrendim ki anacığının hastane süreciyle uğraşıyormuş. Hayat bazen insanın omzuna öyle yükler bırakıyor ki, aklındaki birçok şeyi istemeden unutturuyor.

Ben meseleyi bilmeden kırıldım, belki de farkında olmadan kalbini kırdım.

Ama Yusuf kardeşim bana bir ders verdi.

İsterse sitem eder, isterse beni boşverirdi. Zaten ne işe ihtiyacı vardı ne de mecburiyeti. Fakat o, kendine yakışanı yaptı. Bütün sitemlerime rağmen yaklaşık 20 kilometre yol gelip beni ziyaret etti. Üstelik elinde bir kutu baklava ile...

O an insan kendi aynasına bakıyor.

Bir olayın görünen yüzüne bakarak kaç kişiyi yargıladık? Kaç kişinin derdini bilmeden hüküm verdik? Kaç gönlü farkında olmadan incittik?

Yusuf kardeşim bugün gözümde daha da büyüdü. Yapıcı tavrı, edepli duruşu, kin tutmayışı, gönül almayı bilmesi ve samimiyetiyle bana güzel bir insanlık dersi verdi.

Meğer büyüklük haklı çıkmakta değil, gönül yapabilmekteymiş.

Çünkü can kırıkları cam kırıkları gibi değildir. Camı değiştirirsiniz, yerine yenisini koyarsınız. Ama insanın kalbinde açılan çatlak bazen yıllarca kapanmaz.

Bu yüzden insanları yargılamadan önce hâllerini, kırılmadan önce sebeplerini, konuşmadan önce de vicdanını yoklamalı.

Zira bazen bir özür, bir ziyaret, bir kutu baklava değil; bir insanın karakteri gelir kapınıza.

Ve bazı insanlar söyledikleriyle değil, davranışlarıyla iz bırakırlar.

Yusuf kardeşim de bugün bana bunu hatırlattı.

Samimiyet, yüreklerin konuştuğu bir dildir.

O dilde kelimelerden çok niyetler duyulur, cümlelerden çok hâller okunur.

Herkes konuşabilir, herkes kendini anlatabilir; ama samimiyet başka bir şeydir. O, menfaatin sustuğu, hesabın bittiği yerde başlar.

Bu yüzden samimiyet az bulunur.

Çünkü çoğunun dili yeter, yüreği yetmez.

Çoğu insan selam verir ama gönül vermez.

Yanında durur ama yüküne omuz vermez.

Güler ama içten gülmez.

Oysa samimiyet; zor zamanda kapını çalan, kırıldığında gönlünü alan, haklı olsa bile kalp kırmamayı seçen insanların sessiz meziyetidir.

Samimiyet yüreklerin konuştuğu bir dildir;

o dili herkes duymaz, çünkü çoğunun yüreği o dili konuşmaya yetmez.

begendim
1
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim
Reklam