Ramazan ayındayız… Sözde merhamet ayı. Ama yeryüzü yine kan kokuyor. Masalarda diplomasi nutukları atılırken, gökyüzünden ölüm yağıyor. “Özgürlük” diyenlerin bombaları, en çok çocukların üzerine düşüyor. “Müzakere” diyenlerin elleri, tetikten hiç çekilmiyor. ABD yıllardır aynı senaryoyu sahneliyor: Önce insan hakları nutku, sonra ambargo, sonra füze.
İsrail güvenlik der, haritayı genişletir; savunma der, okulu vurur; tehdit der, şehir yakar.
İran hedef olur, bölge ateşe atılır; ama asıl yanan yine halktır, yine yoksullar, yine masumlar.
Dünya?
Birleşmiş Milletler toplantı yapar, kınama yayınlar, dosya kapatır. Güçlüye yaptırım yok, mazluma sabır tavsiyesi var. Küresel düzen dedikleri şey, güçlülerin hukuku olmuş. Adalet, veto masasında boğulmuş.
Daha acısı ne biliyor musunuz?
Müslüman coğrafya seyrediyor. Tepki var ama birlik yok. Öfke var ama strateji yok. Sokakta slogan var ama masada irade yok. Herkes kendi koltuğunu koruma derdinde. Ramazan sofraları kuruluyor, ama ümmetin yarası konuşulmuyor.
Bizi asıl yaralayan bomba değil, gaflet.
Çünkü zulüm sadece atanla değil, susanla da büyür.
Bugün bir çocuk okul yolunda ölüyorsa, yarın hangi sınırın güvende kalacağını kim garanti edebilir?
Bu çağın en büyük yalanı şu: “Bu savaş size dokunmaz.”
Oysa ateş düştüğü yeri yakmakla kalmaz, rüzgârını da taşır.
Ramazan’da susmak ağırdır.
Adalet konuşulmayacaksa, neyi konuşacağız?
Masumların kanı üzerinden jeopolitik hesap yapanları alkışlamak, insanlıktan istifa etmektir.
Tarih, güçlüleri değil; zulme karşı ayağa kalkanları yazacak.
Ve bu çağ, susanların çağı olarak anılacaksa, bu utanç hepimizin omzunda kalacak.Erbakan Hoca'nın İsrail ve ABD için dediklerini kim dikkate alacak,bu sorumluluk kimin ?Biz ABD 'nin üssü olmaktan ne zaman kurtulacağız?
Dünya bir avuç Yahudi'nin ve tüm Dünya deve kuşu gibi kafasını kuma sokuyor...Epstein Adası ile insanlığın savaşı hep devam edecektir,ama artık iyilerin de kazanmasını görmek istiyoruz ve diliyoruz...