Bazı kararlar vardır…
Sadece kâğıt üzerinde yazılı kalmaz,
bir memleketin kaderini değiştirir.
Kuluncak’ın ilçe oluşu da öyleydi.
Bir imza atıldı Ankara’da…
Turgut Özal’ın vizyonuyla…
Ama o imzanın ardında sadece siyaset yoktu;
yılların birikmiş çilesi, beklentisi, duası vardı.
Ve o duaya omuz verenlerden biri de
Bülent Çaparoğlu gibi memleket sevdalılarıydı.
Kuluncak ilçe olmadan önce…
Bir yere bağlı olmanın ağırlığını taşıyordu.
Bir iş için yola düşmek demek, gününü yollarda bırakmaktı.
Kış bastırınca yollar kapanır,
insan kendi derdiyle baş başa kalırdı.
Bir dilekçe…
Bir mahkeme işi…
Bir resmi evrak…
Hepsi için kilometrelerce yol,
soğuk, çamur, yokluk…
Devlet uzaktı o zaman…
İnsan sabrederdi, katlanırdı ama
içten içe de “bize de bir gün sıra gelir mi?” diye beklerdi.
Sonra o gün geldi.
Kuluncak ilçe oldu.
Bu sadece bir idari değişiklik değildi.
Bu, devletin Kuluncak’a bir adım daha yaklaşmasıydı.
Kaymakamlık demekti…
Resmi dairelerin kapısının yakına gelmesi demekti…
İnsanın kendi toprağında söz sahibi olması demekti…
O gün bazaryerinde kopan sevinç boşuna değildi.
Çocukların anlamadığı,
ama büyüklerin gözyaşıyla anlattığı bir kazanımdı bu.
Çünkü ilçe olmak;
yol demekti, hizmet demekti, değer görmek demekti.
“Biz de varız” demekti.
Bugün geriye dönüp bakınca anlıyoruz:
O alkışlar sadece bir karara değil,
yılların hasretineydi.
Turgut Özal o yolu açtı…
Bülent Çaparoğlu gibi insanlar o yolu sahiplendi…
Ve Kuluncak…
Sadece haritada bir yer olmaktan çıkıp,
kendi ayakları üzerinde duran bir ilçe oldu.
Ahde vefa tam da burada başlar…
O günü unutmamakla…
O emeği inkâr etmemekle…
Bugün bir işimizi kolayca hallediyorsak,
bir kapıyı çalıp derdimizi anlatabiliyorsak…
Bilmeliyiz ki bu, geçmişte atılan o adımın eseridir.
Bir Fatiha da bunun için…
Yol açanlara…
Emeği geçenlere…
Başta
Turgut Özal olmak üzere…
Ruhları şad olsun…
EL FATİHA…