DEVRİK CÜMLELER!
Bir kokunun peşine düştüm; cennet sandım. Meğer insan, en çok kendi kurduğu cennetlerin enkazında kalıyormuş. Güllerin ortasında bir diken olduğumu geç anladım. Yaraladım, kanattım, kanadım… Kabuk bağladım ama sarmadım. Çünkü bazı acılar sarılırsa susar, ben susturmak istemedim.
Gurbetin kokusu, Kuluncak’ın rüzgârına benzer Hüsamettin Bey… Çocuklukta soba borusundan sızan is gibi siner içine. Sonra şehir büyür, insanlar büyür, ama o is kokusu kalır. İnsan nereye giderse gitsin, içindeki köyü beraberinde taşır. Ve en ağır yük, insanın kendi kalbini omzunda taşımasıdır.
Muhabbetin davasını açtım hâkimsiz mahkemelere. Şahit yoktu, delil yoktu; yalnızca bir kalbin titrek ifadesi vardı. Çünkü sevda dediğimiz şey, çoğu zaman bir hüküm değil, bir sürgündür. İnsan sevdiği yerde kalamaz; sevdiğiyle kalamaz; kendisiyle bile kalamaz. Kendinden hicret eden bir kalp, hangi şehre yerleşebilir?
Bile bile düştüm. “Kendi düşen ağlamaz” dediler. Oysa insan, en çok kendi düşüşüne ağlar. Çünkü düşerken kırılan kemik değil, inançtır. Bir tek doğru cümle aradım; imla hataları gibi dağıldı kelimelerim. O geldi… Özne oldu, yüklemden yükleme köprü kurdu. Ama her köprünün altından bir nehir geçer: Adı ayrılık.
Bir gülüşün ardındaki çığlığı hangi kural dizginler? Hangi nokta, kalbin cümlesini bitirir? Nokta koyarsın, cümle biter; ama acı, virgül ister. Devam etmek ister.
Orada, dünyaya dair en kıymetlilerimiz…
Orada, seni her hâlinle kabul edenler…
Orada, diz çöktüğümüz taşlar, alnımıza değen kader…
İnsan bazen bir palaz olur, diz kırar; bazen bir evlat olur, öpülecek bir el arar. Ve anlar ki değer dediğimiz şey, bir kalbin diğerine sığınmasıdır.
Şunu geç öğrendim:
Sevda, insanı büyütmez; insanı açığa çıkarır.
Gurbet, insanı yıkmaz; içindeki hakikati konuşturur.
Ve biz…
Birbirimizin yarasına merhem olabildiğimiz kadar insanız.
İşte bu yüzden, kelimelerim dağınık olsa da niyetim açıktır:
İnsanın kalbi kırıldığında, dünya susar. Ama insan susmaz.
Tıpkı İsmet Özel’in dediği gibi, insan bazen bir mısrada değil, bir sızıda yaşar. Ve o sızı, bütün cümlelerden daha doğruyu söyler.