Advert
Advert

ZÖHÜR!

Yayınlanma Tarihi : Google News
author

Hüsamettin NACAR

ZÖHÜR!

Ve nihayet öğleye kadar oruç tutmuş, onu da 50 kuruşa emmime satmıştım.
Bir çocuğun pazarlık ettiği o yarım gün…

Elliye bölünmüş bir masumiyet…
Şimdi kalbimin kuytusunda paslı bir hatıra gibi duruyor. O elli kuruş, çocukluğumun alnına sürülmüş bir sadaka gibiydi; paranın değil, merhametin sesi vardı içinde. O latifeyi eden büyükler geçti gitti. Eyvah… Bir nesil çekildi, bir iklim söndü.
Ben çocukken, Kuluncak’ta zöhür vakti bir köy uyanırdı...
Lambalar yanar, kapılar aralanır, nefesler sayılırdı. “Kim kalkmış, kim kalmış?” diye gözetilirdi ışıklar. Çünkü Ramazan, tek başına yapılan bir ibadet değil; omuz omuza , kaşık kaşığa,aç toka , yürekler huzura bir bütün olarak tek ses tek nefes olabilmek için halden anlayıp hemhâl olabilmek için verilmiş bir rahmetti.Kerpiç duvarlı camide asma kat gıcırdadıkça secdeye varıldıkca alınlar , kalpler göğe yükselirdi. Çocuk sesimiz yankı yapmasa da, o gıcırtıların arasında Allah’ın emrini ,zengin fakirin aynı safta eşit olduğunu öğrenirdik.


Ali Dayı’nın “Merhaba / Elveda Şehr-i Ramazan” ilahileri, büyüklerin kirpiklerinden sızan bir dua olurdu. Mevlid sonrası bisküvi arasına saklanan lokum, tabağa değil kalbe konurdu. Boyalı krom tabaklar ev ev dolaşır, her kapı bir başka gönle açılırdı. Fakirdik belki… ama fakirliğimiz paylaşmayı biliyordu. Şimdi sofralar büyüdü, kalpler küçüldü; nimet çoğaldı, muhabbet azaldı.
“Oruç tut, bana sat.” derdi büyükler.
Şimdi o sözlerin sahipleri toprak oldu.
Mezar taşlarının sessizliğinde, çocukluğumun sesi yankılanıyor. Biz büyüdük; Ramazan daraldı sandık. Oysa Ramazan aynı Ramazan… daralan biziz.
Bir Ramazan topu patlardı; göğe bakardık. Şimdi içimizde patlıyor o top… Ses yok, neşe yok; yalnızca hatıranın dumanı. O duman, kar kokulu Malatya gecelerinde kaybolmuş ayak izlerimi getiriyor önüme. Kuluncak’ın taş sokaklarında yalınayak koşan o çocuk, omzuma dokunuyor:
“Kalbini nereye bıraktın?” diyor.


“Elliye sattığın o orucun bedelini hâlâ ödüyorsun.”
“Nerede o eski Ramazanlar?” deme.
De ki: Nerede o eski bizler?
Çünkü Ramazan, takvimde bir ay değil; kalpte bir merhamet mevsimidir. Çocukluğumuzun alnına değen secdeleri geri çağırmadıkça hiçbir iftar doymayacak, hiçbir zöhür aydınlanmayacak.
Tevbe kapısı açık.


Gel, kalbimizi eski günlerin samimiyetiyle yıkayalım.
Gel, elli kuruşluk sevinç kadar temiz bir kalple yeniden başlayalım.
Gel, Kuluncak’ın zöhürüne, çocukluğumuzun secdesine, annelerimizin duasına geri dönelim.
Ramazan-ı Şerif’imiz mübarek olsun.

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim